8 Ekim 2011 Cumartesi

Bu Fıstık Başka Fıstık


Gene bir hafta sonu ve benim de canım tembellik yapmak istiyor.. Şöyle boş boş hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey düşünmeden bir gün geçirmeyi planlıyorum ki bizimkilerden sesler yükselmeye başladı. Hafta sonu dışarı çıkalım, gezelim, ormana gidelim, göle gidelim, seçenekleri çok. Bir de işi süslüyor püslüyorlar bak temiz hava alırız, spor yaparız diye insanı da özendiriyorlar. Yani, ben ne kadar evin reisiyim de desem, bu evde benim sözüm geçer de desem, bu hafta sonu evde oturacağız da desem, eninde sonun da onların dediği oluyor. Ah bu kadınlar kafalarına bir şey koydular mı mutlaka bize yaptırıyorlar. Kurtuluş yok. Netice olarak biz ailece göletin yolunu tuttuk.
İyi de oldu dağ bayır dolaştık, temiz hava, bol oksijen kendime geldim tembellikten eser kalmadı.
Tabiatı seviyorum, hele muhteşem şekildeki yaratılışını incelemek ve Yüce Yaratıcımın bize verdiği nimetleri kendi ellerimle keşfetmek bana bir başka keyif ve heyecan veriyor. Bu son gezimizde çam kozalağı topladım.
Ne kadar da zormuş çam fıstığına ulaşmak elim yüzüm çam reçinesi oldu ve fıstıkları çıkarırken simsiyah oldu ama bence uğraşmama değdi....:)) İşte arkadaşlar Bilecik'te bir hafta sonu böyle geçti..:)) Bir hafta orman , bir hafta gölet zaten başka da gidebilecek bir yer yok...:)) Olsun ben şikayetçi olacağıma elimde ki imkanları değerlendirmeye bakayım..:) diyerek kendimi avutayım.!?.:))))
Tüm arkadaşlarıma harika bir hafta sonu diliyorum.
Fotolar: Tabi ki her zaman olduğu gibi Alp foto..:))

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Ramazan Bayramınız Kutlu Olsun..

"Allah'ım Senin rızanın için oruç tuttum.Sana inandım, sana sığındım, senin rızkın ile orucumu açtım. Hamd olsun verdiğin nimetlere,sağlık ve afiyete. Allah'ım beni, annemi, babamı, ailemi, milletimi ve bütün inananları koru. Rahmetini ve yardımını esirgeme üzerimizden. Bizlere yaşama ve dayanma gücü ver. Senin her şeye gücün yeter. Amin"
Diyerek Ramazan ayının son orucunu da biraz sonra açacağız, Allah'ım kabul etsin ve önümüzdeki senede Ramazan ayında oruç tutmayı nasip etsin inşallah. Tabi bu son günde tüm arkadaşlarım İftara davetli..:))
Ramazan ayı her şeyiyle çok güzel, akşama kadar tutulan oruç sonrasında eş, dost, akrabalarla birlikte orucumuzu açtığımız iftar yemeklerinin tadına doyum olmuyor. Halbuki bir ay önce bu sıcaklarda nasıl oruç tutacağız diye düşünürken Ramazan ayının nasıl bittiğini bile anlamadık. Yüce yaratıcım herkesin ibadetini ve dualarını kabul etsin inşallah.
Bu arada masa örtüsünün olmadığı dikkatinizi çekmiştir.:)) o benim de gözümden kaçmadı hatta içimden, misafir geliyor bizimkiler niçin masa örtüsü sermediler, unutmalarına imkan yok, yoksa bu da yeni bir moda mı veya başka bir sebep mi var, diye düşündüm, cevabını bulamadım ama sormadım da. Alacağım cevap hay aksi ben nasıl düşünemedim gibi biraz bozulmama da sebep olabilir. O yüzden soramadım.  Bizimkilerin mutlaka geçerli bir sebepleri vardır, dedim kendime. Fakat gel gelelim meraktan çatlarım bunu öğrenemezsem, bir yolunu bulup öğrenmem lazım...:))
Şimdilik yazıma burada noktayı koyayım ve Hayırlı iftarlar diliyorum Ramazan ayının son orucunda..
Ayrıca ,Tüm Müslüman arkadaşlarımın Ramazan Bayramı kutluyorum. Kalın sağlıcakla ve mutlulukla.. 

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Yumurta Yuvası

Arkadaşlar bu tarifi MSN de görmüş olabilirsiniz çünkü ordan aldım. Görmeyen arkadaşlar için bende bloğumda yayımlayayım dedim. Osmanlı mutfağında da kullanılan bir Anadolu lezzeti ,çok basit ve oldukçada kolay bir tarif. Çok ekonomik olması ve kolay hazırlanıp pişirilmesi sebebiyle uzun seneler Anadolu mutfağında kullanılmış ama son zamanlarda unutulmaya yüz tutmuş bir yemeğimiz. Ben fazla sizi meşgul etmeden hemen yapılışına geçeyim.

Malzemeler:
6 adet orta boy domates
6 adet yumurta
tuz ve karabiber
Malzemelerimiz bu kadar, hazırlanışı ise domatesleri uc kısımlarında kesip içini oyun ve yumurtaları oydugumuz kısma dikkatlice kırıyoruz,üstüne tuz ve karabiber serperek önceden ısıttığımız fırına sürüyoruz, pişinceye kadar fırınlıyoruz vede sıcak sıcak servis yapıyoruz. Ben baharat kısmında biraz değişiklik yaptım, tuz,karabiber, pul biber fesleğen ve kaşar peynir rendesi de kullandım. Bu tarifi çok değişik şekillerde kullanabilirsiniz, ikişerli porsiyon olarak veya ordövr tabağına birer tane gibi. Artık sizlerin tercihine kalmış,
Tüm arkadaşlarıma hayırlı iftarlar diliyorum.
Tarif: MSN den alınmıştır
Hazırlayan: Alp ve bizzat test edilmiştir...:))
Fotolar : Tabiki Alp..:)) fotonun üzerine tıklayarak daha büyük görünmesini sağlayabilirsiniz.

9 Ağustos 2011 Salı

Ramazan sofrası onsuz olmaz..

Hurmadan bahsediyorum, iftarı açarken önce yarım bardak su ve arkasından üç adet hurma yemezsem sanki İftarda bir şeyler eksik kalıyor gibime geliyor. Bu yüzden ne olursa olsun önce üç adet hurma..:)) Ayrıca hurma deyip geçmeyin bakın nelere yarıyor.
Hurmanın, protein, yağ ve karbonhidrat üçlüsünü bir arada içeren tek meyve olduğunu biliyor muydunuz? Dünya'da böyle başka bir meyve yok.
İçerdiği şeker sayesinde, orucunu hurma ile açanların oruçtan kaynaklanan halsizliği hızlıca yok olur. Bunun yanı sıra içerdiği demir sayesinde kansızlığa iyi gelir, cildi besler, yaşlanma belirtilerini azaltır, kalp ve damar hastalıklarına, kansere karşı koruyucudur, bol fosfor içerir ve kemikleri güçlendirir, hamilelik ve güneş lekelerini yok eder. Bin derde deva diyebileceğimiz bu meyveyi sadece Ramazan ayında değil, yılın her döneminde tüketmemiz tavsiye edilmektedir..
Tüm arkadaşlarıma Hayırlı Ramazanlar ve sağlık dolu günler diliyorum.
Not:  Bilgiler kısmen MSN den alınmıştır.
Foto: Her zaman olduğu gibi Alp tabiki..:))

31 Temmuz 2011 Pazar

Ramazan Ayımız Mübarek olsun.


Bir Ramazan ayına daha ulaştık Yüce Yaratıcımın izniyle. Her Ramazan da olduğu gibi gene tatlı bir telaş içindeyiz. Bütçemiz elverdiği ölçüde alış verişimizi yaptık iftarlıklarımızı aldık. Kısmet olursa yarında Oruçlu olacağız.
Aslında bu mübarek ay fırsatlar ayı bence, yaşantımız nasıl olursa olsun, bu ayda kendimize beyaz bir sayfa açıp, bunu hayatımız boyunca sürdürürsek bence kurtuluşa erebiliriz. Tabi ki Yüce Allah'ımızın rahmetiyle.
Ramazan ayında tuttuğum Orucun her saniyesinden keyif alıyorum ve mutlu oluyorum. Yalnız beni en çok etkileyen ve haz veren hani o son dakikalar vardır ya, ezan okunur top atılır. Bizde sofra başında duamızı yaparken işte o bir kaç dakika bende çok büyük bir mutluluk yaratıyor. Orucumu tutmuşum, ibadetimi yapmışım ve Yüce Yaratıcımın verdiği rızıkla orucumu açıyorum. Bundan daha büyük bir mutluluk olabilirmi..
 Aydınlık yüzüyle gelen Ramazan bir 'ruh şöleni'dir. Ruhun aslına rücû etme; Allah'a dönme vaktidir. Çünkü o ruhlara Râb kendi ruhundan üflemişti.
Tüm Müslüman arkadaşlarıma hayırlı Ramazanlar diliyorum.
Foto : Her zaman olduğu gibi alp foto
( Kayıboyu Cami, Anadolu'nun sayılı camilerinden ve Bilecik'in en büyük camisi vede gökyüzünün güzelliği..)

17 Temmuz 2011 Pazar

Fırında nefis sebze kebabı

Kebap deyince aklımıza hep etli,köfteli kızartmalar gelir. Bizim mutfakta yapılan bu nefis kebapta ise et kullanmadan sadece sebzeler ile nasıl lezzetli ve sağlıklı kebap yapılacağını paylaşmak istiyorum. Aslında bu tarifimizi daha öncede anlatmıştım. Ve yapan arkadaşlardan tam not almıştı. Bu sebze kebabı fırında çok iyi netice vermektedir. Ben bu sefer mangalda denedim. Mangal dada çok harika oldu ama  fasulye ve  havuç biraz pişmedi gibi, yani biraz hıtırlı kaldı. İyi simi siz bu tarifi denemek isterseniz fırını kullanın..:)

MALZEMELERİMİZ:
2 adet havuç
15 adet mantar
2 adet kabak
10 adet taze fasulye
2 kaşık zeytinyağı
1 tutam ince kıyılmış fesleğen
2 adet kırmızıbiber
2 adet sivri biber
Ve az tuz

YAPILIŞI:
Bütün malzemelerimizi temizleyip, mantarları saplarından ayırıyoruz, kabak ve havuçlarımızı dilimliyoruz, fasulyeleri boyuna göre iki veya üçe kesiyoruz, biberlerimi boyuna göre dörde bölüyoruz. Mantar hariç diğer sebzelerimizi bir kapta zeytinyağı, az tuz ve fesleğenle karıştırıyoruz, arada sırada karıştırarak 1 saat kadar beklettiğimiz sebzelerimizi ve ayrı tuttuğumuz mantarlarımızı çöp şişe sırayla geçiriyoruz. Alüminyum folyo veya yağlı kâğıt serdiğimiz fırın tepsimize alıp, önceden ısıttığımız fırına sürüyoruz. Üstleri kızardı mı fırından alıyoruz. Sıcak sıcak servis yapın. Afiyet olsun…Bu tarifim 4 kişiliktir, hazırlama süresi 15 dakika, pişirme süresi 20-25 dakikadır.
Tüm arkadaşlarıma neşeli,sağlık dolu başarılı bir hafta diliyorum. Kalın sağlıcakla.
Foto : Tabi ki alp

16 Temmuz 2011 Cumartesi

Gece zevkim ve mutluluğum..:))

Genelde akşam 21,oo den sonra bir şey yemem. Yalnız bir şey hariç. Soğuk kavun, özellikle sıcak yaz gecelerinde süper bir lezzet. Gece kalktığımda sessizce doğru mutfağa , buzdolabına gündüzden koyduğum ve buz gibi soğumuş kavunu mideye indirmeye. Böyle güzel bir şey olmaz arkadaşlar, hem mutluluk veriyor hemde sakinleştirici bir etki yapıyor. Sonrasında doğru yatağa ve deliksiz bir uyku sabaha kadar..:))

İnanmıyorsanız bir deneyin derim yalnız bu arada buzdolabından başka şeyler tırtıklamak yok.:) Eğer başka şeyler de atıştırmaya kalkarsanız, kavunun bu güzelim etkisini göremezsiniz.:) Sadece tatlı ve tam olgunlaşmış, bir dilim soğuk kavun. Ayrıca kavunun sağlığımıza etkileri saymakla bitmeyecek kadar çok.

Bu arada bazı hanım arkadaşlar çeşitli karışımlarla kavunu yüz maskesi olarak kullanmaktadır..:)) Yüz kısmına parlaklık ve gençlik verdiği belirtilmektedir. Ben kavunu canlı canlı mideye indirmekten tarafım..::)))))
Tüm arkadaşlarıma harika bir hafta sonu ve sağlık bir yaşam diliyorum..Şimdilik hoşça kalın.
Foto : Her zaman olduğu gibi, tabi alp foto.

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Nefis bir salata tarifi.

Vereceğim salata tarifini özellikle mangal yapacağınız zaman, ya da evde et ve balık ızgaralarının yanında hem kolay, hem de çok lezzetli ve iştah açıcı olarak kullanabileceğiniz bir salata çeşidi. Bizim Akdeniz mutfağından bir örnek diyebilirim..:)))  Aaaa ağzım kokar ben soğan yemem filan gibi mazeretler geçerli değildir. Hiç soğan yenmez mi  ?..:)))) İşte tarifi.:)

HAZIRLANIŞI:
Soğanları ikiye kesip, ince ince doğradıktan sonra, az tuz ile oğulur, (diri kalmaması için) , sonrasında sumak ve ince kıyılmış maydanoz doğranarak hepsini hafifçe karıştırıyoruz ve servis yapıyoruz. Afiyet olsun..:)))
Tüm arkadaşlarıma neşeli ve sağlıklı günler diliyorum.
Foto : Tabi ki alp
Mutfak tarifi : Fatoş

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Mutfaktaki Çığlık..:))

Ayıptır söylemesi geçen hafta pazardan balık almıştım, sardalya hem güzel oluyor, hemde hesaplı. Gel gelelim evde balık yapıldı mı ne yaparsanız yapın, kızarırken bütün kokusu eve yayılıyor. Bir kaç günde çıkmıyor. Eee artık o kadar da olacak. Fakat evde ki hanımlar ben ne zaman balık alsam hep söylenir. Tabi onların niyeti balık yemeye dışarı çıkmak..:))) Kolay mı bu devirde dışarıda balık yemek..:)))) Neyse gene böyle bir gün kızıma balığın nasıl kılçıklarından ayrılacağını gösterdim ve hepsini temizlemesini istedim..kızım da söylene söylene yapmaya başladı...yok ellerim kokacak..yok kokusu çıkmıyor..Ben tabi bu itirazlara alışkın olduğum için kulaklarım bu laflara tıkalı...:)))
Aradan bir kaç dakika geçti geçmedi, mutfaktan bir çığlık yükseldi, eyvah dedim bir mutfak kazası oldu herhalde, hep beraber mutfağa doluştuk. Kızım feryat ediyor, balıkların içinde ejderha gibi bir canavar var..!!?? Ne ejderhası kızım ne canavarı demeye kalmadı, balık torbasını açtım ki minicik bir deniz atı...:))

Hep beraber kahkahayı bastık tabi...:))) Kızım, dalga geçtiğimize biraz bozuldu ama hiç çaktırmadan işine devam etti...:)) Deniz atını da kuruması için balkona güneş gören bir koydum, bu günün anısına kurutup hatıra olarak saklayacağım..:))
Tüm arkadaşlarıma neşeli ve başarılı bir hafta diliyorum...Her şey gönlünüzce olsun..:)))

19 Haziran 2011 Pazar

Babalar günü kutlu olsun.

 Tüm Babaların ve baba adaylarının, babalar günü kutlu olsun..Sizlerle arkadaşımın sayfasında görüp hüzünlendiğim bir şiir paylaşmak istiyorum...


ÖZLEDİM SENİ BABA

Sığmazsın bilirim bir kaç mısra ya,
Anlatmak isterim seni dünyaya,
Acelen neydi ki uçtun semaya,
Mezarının başında ağlarım baba,

Gururu sevgiyi senden öğrendim,
Mis gibi kokunu özledim baba,
Bu kadar genç yaşta ölmemeliydin,
Hasretin ciğerimi deliyor baba,

Bu kadar acıya nasıl dayandın,
Sabırlı olmayı öğrettin baba,
Bu koca dünyaya neden sığmadın,
Geride bıraktın bizleri baba,

Tüm arkadaşlarıma neşeli,mutlu ve başarılı bir hafta diliyorum...

Notlar : 1) Resim alıntıdır,
             2) Şiir Alperen Asena Mücahide arkadaşımın sayfasından alınmıştır.

16 Haziran 2011 Perşembe

Nefis bir kısır nasıl yenir..:)

Nefis bir kısıra kim hayır diyebilir ki, hele ki Adana'nın salçası ile hazırlanmışsa ve hafif nar ekşisi ilave edilmişse,diğer malzemelerde bolca kullanılmışsa ve de maharetli bir elde hazırlanmışsa...kısırın tadına doyum olmaz. Sizlere kısır tarifi vermeyeceğim , tahmin ediyorum ki çoğumuz nasıl yapıldığını biliyoruz, bilmeyen arkadaşlar internetten bir birinden güzel tarifler bulabilirler.Çok güzel tarifler vermişler ama, kısır nasıl yenecek hiç bahsetmemişler. Önemli bir konu kısır nasıl yenir. Öyle sosyetik şekilde kaşıkla çatalla kısır yerseniz , kısırın bütün tadı kaçar. Çatalı, kaşığı bir kenara bırakın, kıvırcık yaprağını elinize alın ve doğru kısır tabağına ..Hımmmm 
İnanmazsanız bir deneyin bakın ne kadar tad aldığınızı göreceksiniz...:)) 
Tüm arkadaşlarıma pırıl pırıl bol güneşli, harika bir hafta sonu diliyorum. 

10 Haziran 2011 Cuma

Seçime iki kala

Kısmetse Pazar günü oyumuzu kullanacağız..Gel gelelim kime oy vereceğime daha karar veremedim...:( . Siyaseti sevmem... Sevmem derken Türkiye'deki siyasetten bahsediyorum..Bu sene hiç bir partinin mitingine bile katılmadım.. Yani kısaca, bu gün ki mevcut siyaset artık heyecan vermiyor..hatta bu günün Türkiye'si mevcut siyasilere 5 numara büyük geliyor diye düşünüyorum.
Ülkenin ekonomik verilerini açıklıyorlar, her şey süper, ibreler yukarı doğru her şey toz pembe. Madalyonun öbür yüzüne bakınca, güzelim ülkemizin dolar milyarderleri mantar gibi artmış, aynı zamanda Ülkemizde fakirlikte de büyük artış olmuş. Demek ki paylaşımda büyük bir çarpıklık var. Demek ki Ülkemizin ekonomik gelişmesi sadece belli bir kesime yarıyor. Buda yetmiyor, gariban halktan almaya çalışıyorlar. Hemde ufak ufak hiç hissettirmeden...
Kendine yeten bir Ülke iken, şimdi tarım ve hayvancılık da dahil olmak üzere bütün sanayi ve teknolojimizle, yurt dışına bağımlı hale gelmişiz veya getirilmiş-iz. Her zaman söylerim, şu güzelim Ülkemin niye bir araba markası yok, hadi arabayı bırakın, niye markalaşmış cep telefonumuz yok, hadi bunu da bırakın niye basit bir saati ülkem yapamıyor. Neye baksam teknolojisi  yurt dışından geliyor...
Aslında bu konularda çok söylenecek şey var ama...???
Neyse ben başınızı fazla ağrıtmadan kısaca şöyle söyleyeyim.Benim güzel Ülkemin çok acil Atatürk gibi bir lidere ihtiyacı var.
Genede derim ki Yüce Yaratıcım bizlere ve güzel Ülkem için hayırlısı ne ise onu versin.Artık bende kararımı sandık başında vereceğim..Bakalım oyum kime gidecek...:))))
Tüm arkadaşlarıma harika bir hafta sonu diliyorum...:)

8 Haziran 2011 Çarşamba

Fırında salyangoz yemeği



Resmi görünce ıyyy dediğinizi duyar gibi oldum...:))) aynen benden de ıyyyy....:))) Geçenlerde gittiğim kermeste bir stant vardı ki sormayın, başına kalabalık toplanmış ilgi fazla. Tabi bende meraklı alp, hemen kalabalığa karıştım. Bir de ne göreyim bizim sümüklü böcek dediğimiz, onların salyangoz dediği hayvancık. Hemen orada fırına atıyor ve sıcak sıcak salyangoz servisi yapıyorlar, tadına bakanlar da beğendiklerini söylüyorlar...Değil ben tadına bakmak, hiç bir çeşidini yemem doğrusu, ismini duyduğumda bile itici geliyor.Daha önceleri salyangoz yetiştirildiğini duymuştum fakat hayret, bu salyangozun çok çeşitli olarak gıda sanayinde kullandığını ilk defa burada öğrendim. Sosislisi , sucuklusu, acılısı , baharatlısı, güveçte salyangoz vs. liste böyle uzayıp gidiyor.

Ne kadar nefis olursa olsun ben almayayım..:))  Ayrıca salyangoz kreminin de hanımlar tarafından yaygın bir şekilde kullanıldığını öğrenmiş oldum bu arada...:)) 
Tüm arkadaşlarıma harika bir gün diliyorum..:))
Not:
İlk foto alıntıdır.Diğerleri tabi ki alp foto..:))

7 Haziran 2011 Salı

Evde Kefir Yapımı..


Şimdi bu adamın işi gücü yok nelerle uğraşıyor diyebilirsiniz belki..:) Yazımı okuyunca bana hak vereceğinizi biliyorum...) Evde yapılan her şey güzel hem lezzet bakımından hemde güvenle tüketebilme bakımından. Evde yaptığımız kefir ailece en popüler içeceğimiz şu sıralar. Yapımı çok basit, koyu ayran kıvamında ve tadı nefis. Her şeyden önemlisi de hiç bir koruyucu veya başka katkı maddeleri yok, tamamen doğal vede vücudumuz için çok yaralı bir bir içecek. Şimdi gelelim yapımına, mayayı aktarlardan temin edebilirsiniz. Cam kavanoza kefir mayası ve oda sıcaklığında bekletilmiş bir litre kadar sütü karıştırıp ağzını çok sıkı olmamak kaydıyla kapatıyoruz ve gene ışık almayacak ve oda sıcaklığında 24 saat bekletiyoruz. 24 saatin sonunda kefir imiz hazır. Burada özellikle dikkat edeceğimiz konu kefir mayası  ve hazırladığımız kefir kesinlikle metalle temas etmeyecek yoksa kefir mayası bozuluyor. Cam ve plastik araçlar kullanmanız gerekiyor. Hazır olan kefirimizi plastik süzgeçle süzüp mayasını ayrı bir cam kapa alıyoruz ayırdığımız mayayı bol temiz suyla yıkayarak üstünü kapatacak kadar temiz su koyup buzdolabına kaldırıyoruz. Bu şekilde  iki gün muhafaza edebilirsiniz, arkadaşlar derin dondurucuda çok daha uzun süre sakladıklarını söyledi ama ben denemedim. Kullanacağımız zaman suyunu süzüp,mayayı sütümüze karıştırıyoruz. Yalnız bu arada dikkat edin maya her seferinde biraz daha fazlalaştığını göreceksiniz, ya süt oranını artırın veya da bu fazlalaşan kısmı ayırarak bir arkadaşınıza verin.. Dikkat edeceğiniz bir konu da maya karnabahar görünümünde ve beyaz renkte olacak eğer renkte bozulmalar varsa o mayayı kullanmayın.
                                                     Biz bu şekilde yaklaşık bir aydır kefiri evde yapıyoruz ve beğenerek güvenle tüketiyoruz, denemek isteyen arkadaşlara tavsiye ederim..:))  Tüm arkadaşlarıma sağlık dolu harika günler diliyorum...:)

Foto : Tabiki alp foto..:)

5 Haziran 2011 Pazar

Evde Pepino yetiştirmek

Kısa bir aradan sonra tüm arkadaşlarıma tekrar merhaba..:) Nerede kalmıştık ? Pepino merakımı anlatacaktım..Bu konu ile ilgilenen arkadaşlar varsa deneyimi hemen anlatmaya başlıyorum, evde pepino yetiştirebilir miyiz sorusuna, ben pratik olarak uyguladım, denedim ve yetiştirdim..:) Arkadaşımdan aldığım dört-beş dalı büyükçe saksılara diktim ve düzenli sulama ve bol ışıklı,güneşli bir yere yerleştirdiğim Pepino kısa zamanda yeşerdi,büyüdü ve meyvalarının tropikal ve egzotik tatlarına baktım. Harika bir tadı var, tatlı kavun ve portakal gibi bir tad bırakıyor insanın ağzında.  Yalnız iki önemli sorun var .Pepino fidesi 4-5 derecenin altındaki soğuklarda kuruyor. Yani ılıman iklimleri seven bir bitki..Bu yüzden saksılara diktim kışın kapalı bir mekana alabilmek için. İkinci sorun ise çiçeklerin tozlanması, bizim yerli arılar pepino meyvasının çiçeklerine gelmiyor. Bu yüzden çiçeklerin tozlanmasını biz kendimiz yapacağız, temiz bir ince sulu boya fırçasıyla çiçekleri zedelemeden fırçanın ucu ile hafifçe dokunarak bu tozlanmayı sağladım. Ve netice yüzümü güldürdü.Resimde görüldüğü gibi..:) Ayrıca dekoratif bir bitki görüntüsü ile salon çiçeği gibi de salonu müsait olan, salonda da büyütebilir. Buda başka sivri fikirlerimden biri işte....)  Pepino meyvasının yararları da saymakla bitmiyor, en önemlisi ise hücrelerin yenilenmesinde süper faydalı bir meyva, merak eden arkadaşlar Google ye sorarlarsa çok detaylı bilgilere ulaşabilir...:)
Tüm arkadaşlarıma başarılı ve mutlu bir hafta diliyorum...Şimdilik sağlıcakla kalın..:)

Foto: 1.Resim tabiki alp foto..:)
          2.resim alıntıdır.

13 Şubat 2011 Pazar

Sevgililer Günü Kutlu Olsun.

Bir sevgililer günü furyası tutturulmuş gidiyoruz.. Neyi niçin kutladığımızı ya bilmiyoruz ya da Avrupa topluluklarını taklit edebilme adına içeriğine aldırış etmeden 14 Şubat ı bizde kutlamaya başlamışız. Bizim dini inançlarımızla, örf ve adetlerimizle hiç bir ilgisi olamayan bu kutlamaya ben karşıyım.
Bir yanlış anlaşılma olmaması için şu şekilde açıklayayım. Sevgililer gününe karşı değilim. 14 Şubat günü yapılan sevgililer günü kutlamasına karşıyım.
Bizim de bir sevgililer günümüz olsun. Eşimize, sevgilimize veya kız arkadaşlarımıza bizde bir sevgililer günü armağan edelim. Bizim tarihimizde çok meşhur olmuş aşk hikâyeleri yokmu, var hem de bir sürü. İşte bizde bu günlerden birini seçelim ve sevdiklerimize o günü armağan edelim. Ve de kendi örf ve adetlerimize göre bir kutlama yapalım, sevdiklerimizin hediyelerle veya güzel sözlerle kalbini kazanalım. Fakat işin aslı böyle olmuyor. Niçin 14 Şubat’ta sevgililer günü kutluyoruz. Aşağıda 14 Şubat’ın kimler için ne ifade ettiği açıklayacağım.
Benim sevgililer günü anlayışımda tamamen değişiktir. Sevdiğime bir demet çiçek alıp yanağına bir öpücük kondurduğum gün benim için sevgililer günüdür. Veya kol kola yemeğe çıktığımız akşamdır sevgililer günü. Veyahut bir çay bahçesinde el ele göz göze oturup karşılıklı çay içtiğimiz gündür sevgililer günü.
Neyse fazla başınızı ağrıtmayayım gene çenemin yayı düştü. Genelde herkesin kutlamasına, düşüncesine saygılıyım. Onun için 14 Şubat’ta sevgililer günü kutlayanlara. Sevgililer günü şimdiden kutlu olsun diyeyim. Hepinize neşeli, mutlu ve başarı bir hafta dilerim. Şimdilik kalın sağlıcakla.
Ve sevgililer günü ne anlama geldiğini açıklayayım:

Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gün. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" (İngilizce: St. Valentine’s Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.
Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.

Not: Resimler ve bilgi özeti Vikipedi‘den alınmıştır.